شنبه, 19 تیر 1395 22:07

Fırsatlar ülkesi İran

İran genç nüfusu ve zengin doğal kaynaklarıyla bölgede ve dünyada stratejik öneme sahip bir ülke. 1995'te ABD'nin ve 2005'te ise AB'nin uygulamaya başladığı yaptırımların 2010 yılında ağırlaşması nedeniyle ekonomisi oldukça yıpranan İran, Ocak 2016'da üzerindeki yaptırımların önemli bir kısmının kaldırılmasını sağlayacak anlaşmayı imzalayarak yeni bir döneme girdi.

Devrimden bu yana geçen 37 yıl boyunca uluslararası platformda baskı gören ve gerçek potansiyelinin çok altında bir performans sergileyen İran ekonomisi,  yaptırımların kaldırılmasıyla potansiyelini açığa çıkarma fırsatına şimdi daha yakın.

Terörizme destek, insan hakkı ihlalleri, balistik füzeler ve nükleer faaliyetler gibi gerekçelerle İran'a uygulanan yaptırımlar 2015 sonuna kadar devam etti. Ekonomik yaptırımlar, İran'ın kalkınmasını ve uluslararası ticaretini olumsuz etkiledi. Bu dönemde, SWIFT sisteminden çıkarılması ve modern teknolojilerden yoksun kalmasıyla, İran, bölgesel ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü kaybetti. Bu durum da 2012-2014 arası dönemde toplam ihracat gelirinin yaklaşık yüzde 13,5’ine denk gelen 17,1 milyar dolarlık kayba sebep oldu.

İran, 14 Haziran 2015’te, tarihindeki dönüm noktalarından birini yaşadı.  P5+1 ülkeleri (Çin, Fransa, Almanya, Rusya, Birleşik Krallık ve ABD) ile İran’ın başka ülkelerle iş ve işbirliği yapabilmesine izin veren Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) imzalandı. AB'nin nükleer konulu yaptırımlarının kaldırılması konusunda ilk adım atıldı. Ancak, ABD’nin yaptırımları hâlâ devam ediyor.

2002’de yabancı yatırımcıların hakları, olanakları ve sınırlamalarına dair kanun olan Yabancı Yatırım Teşvik ve Koruma Kanunu (FIPPA), daha cazip bir iş ortamı için yeniden düzenlenerek onaylandı.

Böylece daha fazla sektör yabancı yatırıma açıldı ve kamulaştırma işlemlerinde ilgili şirkete tazminat ödenmesi garantisi yürürlüğe girdi. İran halen; imalat, madencilik ve turizm sektörlerine yapılan yatırımlara çeşitli kurumlar vergisi muafiyetleri uygulamanın yanı sıra, özellikle serbest ticaret bölgeleri için bazı gümrük vergisi muafiyetleri de uyguluyor.

Yaptırımların kaldırılmasından sonra, İran'ın 1996’daki Dünya Ticaret Örgütü üyeliği başvurusu sonuçlanmamış olsa da gelecekteki üyeliğiyle küresel ticaretteki konumunu güçlendirmesi bekleniyor.

Yaptırımların kalkmasının olası ekonomik etkileri

Yaptırımların kaldırılmasının, ekonomi üzerindeki olası 3 etkisi şöyle:

1) Petrol üretimindeki artışla birlikte ülke gelirlerini ve petrol dışı sektörlerin gelişimini olumlu etkilemesi

2) Uluslararası ticari maliyetlerde azalma  

3)  Yabancı yatırımlarla birlikte ticarette liberalleşme.

Ekonomik büyüme, ağırlıklı olarak petrol üretimi ve ihracatı artışına bağlı olduğundan, petrol fiyatlarındaki olası düşüşler, büyüme önündeki en temel risk olarak görünüyor. 2020/21 yılı sonunda, petrol üretiminin yıllık ortalama yüzde 9 büyümeyle 4,4 milyon varil/gün  ve ihracatının da yüzde 14 büyümeyle 2,4 milyon varil/gün seviyesine geleceği öngörülüyor. Bu bağlamda, reel GSYİH artışının da 2016/17 yılında yüzde  4,2-4,8 aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. 

Petrol ve doğal gaz

İran için eskiden bu yana önemli gelir kaynağı oldu. Fakat yaptırımlar nedeniyle İran’ın petrol arzı oldukça düştü. Yaptırımların kaldırılmasıyla birlikte, İran’ın petrol ihracatının artması bekleniyor. İran’daki rafinerilere ciddi yatırımlar ve özellikle upstream sektöründe modern teknoloji transferi yapılması gerekiyor. İran’ın doğalgaz üretimi yurt içi talebi karşılayamıyor.  Ancak yeni üretim noktalarıyla İran’ın doğal gaz üretimi önceki yıllara kıyasla daha yüksek bir büyüme kaydetti. Kısa vadede bölge ülkelerine yapılan doğal gaz ihracatında artış bekleniyor. İran, Türk şirketlerine özellikle dağıtım konusunda, downstream sektöründe önemli fırsatlar sunacak. 

Petrokimya

Ekonomiye büyük katkı potansiyeli nedeniyle stratejik olan petrokimya sektöründeki üretim kapasitesi son 15 yılda yaptırımlara rağmen 60 milyon ton seviyelerine ulaştı. Ambargolar sırasında İran ihracatı, Avrupa’dan Çin ve Hindistan’a kaydı. Gelecek dönemde, yeni Etilen üretim yatırımlarının oluşması ve Polimer üretim kapasitesinin gelişmesi gündemde. İran’ın, plastik, kauçuk, elyaf ve ambalaj gibi alt sektörlerde de büyümesi, Türkiye gibi hammadde konusunda ithalata bağımlı ülkeler açısından rekabeti arttıracaktır.

Turizm

İran'da 30 yıldan uzun bir süredir yerli otellerin hakimiyetinde olan turizm sektörü, şimdi potansiyeli ve artan ziyaretçi sayısı ile uluslararası otel zincirlerinin ilgisini çekiyor. Öte yandan, istikrarsızlık ve enflasyon sektörü tehdit ediyor. Alkollü içki kullanımının yasak olması ve kredi kartıyla ödeme seçeneğinin bulunmaması önemli dezavantajlar. Yaptırımların kaldırılmasını takiben, halkın refah seviyesinin artmasıyla birlikte İran’dan Türkiye’ye gelecek turist sayısında da artış bekleniyor.

İnşaat ve altyapı

Yaptırımlar, tüketicilerin satın alma gücünü ve konut fiyatlarını etkilediğinden, sektör zayıflamış durumda. İran’da altyapı inşasına ve uygun fiyatlı konutlara ihtiyaç duyuluyor. Mehr projesiyle özellikle düşük gelir grubuna yönelik çeşitli konutlar inşa eden hükümet yoğun talebi karşılayamadı. JCPOA’nın imzalanmasıyla İran, yabancı şirketleri, ülkedeki inşaat projelerine çekebilmek amacıyla bazı ülkelerle mutabakat anlaşmaları imzaladı. Başlıca projelerin havalimanı, demiryolu ve metro modernizasyonu olması bekleniyor. Yine de ulusal projelere girmek hâlâ bazı riskler barındırıyor. Geçmişte de Türk şirketleri bu sektördeki yatırımlarında önemli bürokratik zorluklarla karşılaşmıştı. 

 
 

Tekstil

Devam eden yurt içi talebe rağmen, yabancı üreticilerle olan rekabet ve yaptırımlar İran’ın yerli tekstil üretiminde daralmaya sebep oldu. Türkiye, BAE ve Çin’in ardından İran’a en fazla tekstil ürünü ihraç eden 3'üncü ülke durumunda. Türk tekstil üreticileri açısından bakıldığında Tercihli Ticaret Anlaşması’nın bir sonucu olarak bazı tekstil ürünlerine getirilen düşük gümrük tarifeleri, kısa vadede ihracatı artırmaya yönelik en önemli fırsat. Ancak, genel olarak tekstil ürünlerine uygulanan tarifeler çok yüksek olduğundan, İran’da üretim yapılması tercih edilebilir.

İnşaat malzemeleri

İran inşaat malzemeleri sektörü önemli bir potansiyele sahip. İran, zengin doğal kaynakları ve ucuz iş gücü sayesinde, çimento ve seramik gibi enerji yoğun sektörlerde Türkiye gibi ülkelerden çok daha ucuza üretim yapıyor. İran’ın Türkiye’nin ihracat yaptığı pazarlara ve Türkiye’nin iç pazarına ağırlıklı çimento olmak üzere inşaat malzemeleri ihraç ettiği düşünüldüğünde; Türkiye İran’ı pazarda bir tehdit unsuru olarak değerlendirebilir. 

Enerji

İran, 2014/15 yılında 272 terawatt saat (tWs) elektrik üretmiş ve net ihracatçı konumunda. Hükümet, 2021 yılına kadar hedeflediği 100 GW kapasiteye ulaşabilmek amacıyla, önümüzdeki 20 yıl için 800’den fazla proje planlıyor ve yenilenebilir enerjiyi teşvik ediyor. Türk yatırımcılar açısından ise, elektriğin ortalama tüketici fiyatı (İran: yaklaşık 8$/MWs, Türkiye: 85$-144/MWs) yatırım iştahının başlıca belirleyicisi. Yüksek sermaye gerektiren büyük çaplı yatırımlar söz konusu olduğunda, enerji sektörünün hala devlet güdümünde işlediği, İran’ın karmaşık karar alma mekanizmalarına sahip olduğu unutulmamalı. 

Otomotiv

İran, Ortadoğu’nun en büyük otomotiv endüstrisine sahip ve dünyanın en büyük 20 otomobil üreticisi arasında. Ülkenin en büyük ikinci sektörü olan otomotiv, GSYİH’nın yüzde 10’unu oluşturuyor. 2011-2013 dönemindeki yüzde 51,2’lik satış düşüşüne rağmen, 2020’ye kadar, otomobil satışlarının 2 milyon adede ulaşması muhtemel. Yurt içi pazarın yüzde 90’ına sahip olan yerel oyuncuların (IKCO ve Saipa) özellikle Çinli üreticilerle ortaklıkları bulunuyor. Çinli üreticiler rakiplerine kıyasla daha güçlü olsalar da İran pazarı orta vadede özellikle yedek parça ve aksesuar alanında Türk otomotivciler için de cazip bir pazar olabilir.

Perakende

Bağımsız ve küçük ölçekli bakkal/marketlerin hakimiyetinde olan perakende sektörünün, yaptırımlar sonrasında, uzun vadede organize mağazalardan oluşan bir yapıya dönüşmesi bekleniyor. Geleneksel dağıtım ağı modernleşmeyi sınırlayıp, fiyatlamayı etkiliyor. İran hükümeti kayıt dışı ticareti azaltmayı hedefliyor. Perakende sektörünün 2019’a kadar yüzde 18 ortalamayla büyümesi ve 2020’de 202 milyar dolara; gıda dışı perakendeninse 2021 yılında 93 milyar dolar büyüklüğe ulaşması öngörülüyor. İran perakende sektörü Türk markalar için önemli fırsatlar sunsa da doğru işbirlikleriyle pazara girmek gerekiyor. 

Öneriler

İran’ın ekonomik büyüme ve teknoloji transferi anlamında başarıya ulaşabilmesi için desteğe ihtiyacı var ve bu da yaklaşık 250 milyar dolarlık yabancı yatırım anlamına geliyor. İran hükümeti şu noktalar üzerinde duruyor: 

  • Teknolojik altyapı eksikliği dikkate alındığında, teknoloji ve bilgi birikimi transferinde güçlü ülkeler avantajlı konumda.
  • İran halkını istihdam edecek yabancı yatırımcıların şansı daha fazla görünüyor.

İran iş yapmak için zorlu bir pazar. Bu nedenle yabancı şirketlerin İran’a özgü iş ortamını ve kültürünü dikkate alarak strateji geliştirmesi gerekiyor. Yatırım stratejisinin; vergi yükü, lojistik/tedarik zinciri yönetimi, izin ve onay süreçleri ve teknolojiye erişim konuları dikkate alınarak detaylı bir şekilde analiz edilmesi önerilebilir.

Kamu otoriteleri, İran’a yapılacak ihracat hacmini artırmak amacıyla ihracat işletme sermayesi finansmanını destekleyebilir. Böylece, ihracat faaliyetlerinden elde edilen finansal alacakların teminat altına alınması kolaylaşacak ve ihracat riski azalacaktır. 

  • Kamu otoriteleri, Türk yatırımcıları ve ihracatçıları desteklemek için finansal ve politik riskleri MIGA, Türk Exim Bankası ve İslam Kalkınma Bankası gibi çeşitli kurumların enstrümanları ve ürünleri aracılığıyla azaltmak için girişimde bulunabilirler.
  • Türk hükümeti; yatırımcıların vergi, gümrük veya mevzuatla ilgili sorunları aşmalarına yardımcı olmak amacıyla İran ile yeni kapsamlı anlaşmalar imzalayabilir veya mevcut anlaşmaların kapsamını genişletebilir.
  • Transit ticaret hacminin artması için Türkiye’nin lojistik politikalarını yeniden değerlendirilmesi ve İran’ı da önemli bir bölgesel oyuncu olarak değerlendirilmesi önerilebilir.

DEİK ve TİM ortaklığı ile KPMG Yönetim Danışmanlığı ile hayata geçirilen ve genel itibari ile ambargo sonrası dönemin ekonomik etkilerine yoğunlaşan ‘Ambargo sonrası İran-Türkiye arası ekonomik ve ticari etki analizi” projesinden alınmıştır. Bu etkiler; Türkiye-İran ticaretini oluşturan ana sektörler, yatırım fırsatları ve geleceğe dönük olası senaryolar üzerinden analiz edilmiştir.

تاريخ آخرين ويرايش شنبه, 19 تیر 1395 22:11

اضافه کردن نظر


کد امنیتی
تازه کردن

طراحی سئو ، بازاریابی اینترنت ، شرکت تجارت الکترونیک پویا سامانه ونک www.pouyaweb.net